3 dk
Bitkinin ağzını gören teknolojiyle sulamada çığır açacak
SmartMoles
Editör
25 Şubat 2026

Albert Einstein'a atfedilen şöyle bir söz var: "Hiçbir özel yeteneğim yok. Yalnızca tutkulu bir meraklıyım."
Bana sorarsanız başarılı insanları diğerlerinden ayıran en önemli şey, merak duygusu. Ömer Yuluğ'un hikâyesi de öyle... Liseden sonra merakla kapısını araladığı Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü'nde önce gökyüzüyle ilgilendi. Ama babasının yönlendirmesiyle yeryüzüne, daha doğrusu toprağın altına inmeye karar verdi.
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü'nde Prof. Dr. Süer Anaç ve Prof. Dr. Şerafettin Aşık gibi duayen iki akademisyenin yönlendirmesiyle başka bir evreye geçen yolculuğu, yüksek lisans, sektör deneyimi ve 1997'de aile şirketine katılımla devam etti.
Yuluğ, Kansas Eyalet Üniversitesi'nde yüzey altı damla sulama, Kaliforniya'da arıtılmış suların yeniden kullanımı, Texas'ta rejeneratif tarım projeleriyle kariyerini uluslararası arenaya taşıdı...
Türkiye'ye dönerek büyük havzalarda sulama ve su yönetimi projelerini hayata geçiren Yuluğ'un kariyeri boyunca karşısına çıkan inatçı bir sorun kafasını karıştırmaya devam etti: "İstediğiniz kadar doğru proje yapın, istediğiniz sensörü kullanın sahada su hesabınız tutmuyor."
Neden mi? Çünkü kullanılan teknolojiler kirli veri üretiyor. Nem sensörleri var ama sulama sırasında toprak partikülleri şiştikçe ve büzüldükçe ölçüm sonuçları değişiyor. Dünyada hiçbir sensör, her sulamadan önce kendisini kalibre edemiyor. Peki çözüm?
Ömer Yuluğ, sulamanın tanımına geri döndü: "Bitkinin ihtiyaç duyduğu suyun, doğal yağışlarla karşılanamayan kısmının, doğaya zarar vermeden, bitkinin etkili kök bölgesine verilmesi." İşte asıl soru buradaydı: Bitkinin etkili kök bölgesini bilen bir sensör var mı?Cevap: Yoktu.
Bitkinin etkili kök bölgesini yani toprakla değil direkt kökle konuşan, kökün haritalamasını çıkaran bir sensör modülü inşa etmek üzere araştırmalara başladı Yuluğ. Ege Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi'nde çok sayıda denemenin ardından yerlilik oranı yüzde 95 olan bir sensör modülü geliştirdi.
Ama yetmedi. Asıl mesele toprakta nemi ölçmek değil, etkili kök bölgesinde "kapiler su hareketini" yönetmekti. Yani peçeteye damlayan suyun yayılması gibi toprakta da suyun hareketini izleyen, kök bölgesinin altına kaçmadan sulamayı kesen bir modüldü gereken.
Bugün gelinen noktada, sistemde 65 farklı sensör var. Kökleri röntgenliyor, kapiler hareketi yönetiyor, her sulamadan önce kendini kalibre ediyor. Ve 10 kilometre çapındaki bir alanda tüm sulama birimlerini otonom yönetebiliyor.
Peki ya yapay zeka? Ömer Yuluğ bu konuda net: "Bugünkü yapay zekalar halüsinasyon görüyor. Gerçek veriye değil, yönlendirildiği veriye gidiyor." Şimdiki hedefi, halüsinasyon görmeyen, uzmanların bilgisini toplayan, tahmin değil net karar veren bir süper yapay zeka.
Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü'nde yapılan bir TÜBİTAK projesinde, benzer teknolojilere göre yüzde 81 daha fazla su tasarrufu sağladıklarını söylüyor Ömer Yuluğ. Peki bu nasıl mümkün oluyor? Kendi deyişiyle: "Siz susadığınızda duş alır mısınız? Hayır, ağzınızla su içersiniz. Ben bitkinin ağzını gören şeyi icat ettim."
Yeni kitabının adı: "Dünyanın Susuz Yüzü". Ve uyarısı net: "30 yıldır su projeliyorum, hiç bu kadar hızlı bir gidiş görmedim. İstatistik bir bilimse, çocuklarımızı çok kötü bir gelecek bekliyor. Ama bunu kabullenmekle değil, eyleme geçmekle ilgilenmeliyiz. Derhal, bugün."
İşte bu köşenin hikâyesi de bu: Şikayet edip bekleyenler değil, "bir şey yapmalı" diyerek bitkinin ağzını görenler, kökle konuşanlar, suyu yönetenler. Ömer Yuluğ gibi..
Kaynak : DokuzEylül Gazetesi - Tolga ALBAY